Tuğrul Eryılmaz: Basın kartımın iptali şöhretime şöhret kattı!

Tuğrul Eryılmaz: Basın kartımın iptali şöhretime şöhret kattı!

T24 yazarı gazeteci Tuğrul Eryılmaz, geçtiğimiz hafta kaleme aldığı Düzeyli Magazin başlıklı yazısında sürekli basın kartının iptal edildiğini “1975’te TRT Haber Dairesi’nde gazeteciliğe başlayarak aldığım basın kartını 2022 Eylül’ünde Fahrettin Altun iptal etti” ifadeleriyle duyurdu. Eryılmaz söyleşisinde, konu ile ilgili kendine has üslubuyla, “Bu basın kartı iptali şöhretime şöhret kattı! Bunu da söylüyorum ki devlet de bunu bilsin!” dedi.

Gazeteci Eryılmaz, mlsaturkey.com’da Barış Altıntaş ile söyleşisinde basın kartının iptalini konuştu. Basına yönelik baskıların zirve yaptığı dönemde yaşanan bu gelişmeyi nasıl değerlendirdiği sorulduğunda Tuğrul Eryılmaz, “İnsanlar bana şöyle diyor, Devlet sana nihayet bir ödül vermeyi akıl etti,” dedi. Kartının iptal edilmesini bir hak ihlali olarak gören ve arkasında bir korku olduğunu düşünen Eryılmaz, “Şu yaşımda devlet, milli güvenlik, şuydu buydu diye benden korkuyorsa ya da çekiniyorsa ya da benden hoşlanmıyorsa, vallahi bunların durumları çok zor!” diye konuştu.

Basın kartının iptalini sessizce kabul etmeyeceğini söyleyen Eryılmaz, karara itiraz edeceğini söyledi: “Şaka bir yana, benim kazanılmış bir hakkımı, yıllardır elimde tuttuğum basın kartımı ben olay çıkarmadan alamazlar. Kazanırım, kazanmam önemli değil, ama elimden geleni yapacağım! Ayrıca bu bir görevdir. Hemen yok efendim, ben size küstüm, yok öyle bir şey!”

Tuğrul Eryılmaz’ın söyleşisi şöyle:

Peki nasıl ve kimin için yapılacak bir görev?

Eryılmaz, bekletilen gazetecilerden bahsederken, kartı yenilenmediği için yargıya götüren bir diğer gazetecinin de Aydın Engin olduğunu hatırlattı: “Aydın Abi’nin basın kartı çıktı, eline gelmeden öldü.”

24 Mart 2022’de yaşamını yitiren gazeteci Aydın Engin, hiçbir gerekçe gösterilmeden kendisine verilmeyen “sürekli basın kartı” için Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığını 2020 yılında dava etmişti. Ankara 18. İdare Mahkemesi, İletişim Başkanlığının basın kartını yenilemediği Engin’in davasında işlemin iptalini istediği kararını Mart sonunda almıştı.

Tuğrul Eryılmaz ve milli güvenlik

Eryılmaz, konunun Basın Kartı Yönetmeliği’nde 20 Mayıs 2021’de yapılan değişikliklerle ilgili olabileceğini söylüyor.

Basın Kartı verme yetkisinin Cumhurbaşkanlığına bağlı İletişim Başkanlığına devri sonrasında, 14 Aralık 2018’de yürürlüğe giren son Basın Kartı Yönetmeliği, Danıştay kararıyla iptal edilmiş, bu karar sonrası ise 2021 yılında iptal edilen yönetmeliğe benzer bir şekilde yeni bir yönetmelik çıkarılmıştı. (Yeni yönetmeliğe ilişkin Danıştay 10. dairesi yürütmeyi durdurma kararı verdiyse de bu karar 2022 Mayıs ayında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca kaldırıldı).

Karar verici komisyon Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma için nöbetçi yayın yönetmenliği yaptığı için açılan davayı temel almış olabilir mi? Nedeni ne olursa olsun, Eryılmaz’ın 25. madde ile veya milli güvenlikle ne ilgisi olabilir? “Komik değil mi Allahını seversen,” diyor Eryılmaz.

Gazetecinin bir tek görevi vardır

Eryılmaz için gazeteciliğin tek bir tanımı var: “Sesini duyuramayanların sesini duyurmalarına yardımcı olmak, onlara platform sunmak ve mikrofon açmak. Gerisini boş ver. Kimler konuşamıyor, kimleri susturuyorlar? Onu bulup onların sesi olmak zorundayım, onaylamak zorunda değilim. Ama gel de bunu anlat. Tutturmuşlar ‘milli güvenlik!’”

Konuşmamız, devamlı olarak Eryılmaz’a gelen telefonlarla bölünüyor. Telefondaki kişilere söylediklerinden, uzun süredir konuşmadığı tanıdıklarla konuştuğu anlaşılıyor.

Bu konuşmalarından birinin üzerine sürekli basın kartının iptal edilmesi nedeniyle birçok kişi ve kurumun kendini aradığını söyleyen Eryılmaz, gülerek ilgili kurumlara da önemli bir mesaj iletti: “Bu basın kartı iptali şöhretime şöhret kattı! Bunu da söylüyorum ki devlet de bunu bilsin!”

Basın kartları sürüncemede olan gazeteciler

Eryılmaz’ın basın kartının iptal edildiği komisyon toplantısında süresiz basın kartı onaylanan gazetecilerden biri ise T24 Ankara Temsilcisi Gökçer Tahincioğlu oldu. Ancak Tahincioğlu da bunun için uzun soluklu bir mücadele verdi.

2018’de hak kazandığı süresiz basın kartı 2022 Ocak ayına kadar “incelemede” bulunduğu için, konuyla ilgili olarak Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğunu söylüyor Tahincioğlu.

Basın kartlarının çoğu zaman matbu bir “ret” kararı olmaksızın sürüncemede tutulduğunu belirten gazeteci, Eryılmaz’ın da bahsettiği gibi Aydın Engin’in iptal gerekçesini yalnızca dava açınca öğrenildiğini, basın kartı verilmemesinin nedeninin 1996 yılında açılmış bir dava olduğunu söyledi.

Örneğin Gazeteci Nadire Mater, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı yenilemeyince 2018’de yargıya başvurmuş, 30 Nisan 2022’de, Ankara 18. İdare Mahkemesi’nde kartın iadesi kararı çıkmıştı.

Eryılmaz’a gelen açık ret yanıtı yerine, birçok gazetecinin sürekli basın kartı başvurusunun cevapsız bekletildiğini, genellikle bu gazetecilerin konuyu idari yargıya taşıdıklarını söyleyen Tahincioğlu, Kamu Denetçiliği Kurumuna gitme yolunu seçmesinin, bu konuda diğer gazeteciler için kolaylaştırıcı bir rol oynayabileceğini düşünmesi olduğunu belirtti. Ancak tam da böyle bir emsal oluşmaması için kurumun karar yerine “dostane çözüm” önerdiğini söyledi.

“Başvuru lehime sonuçlanmak üzereyken üç buçuk sene incelemede tuttuktan sonra dostane çözüm formülüyle emsal karar oluşmasını engellediler. Komisyon da bir ay önce olumlu görüş bildirmiş.”

Danıştay’da bu konuda esastan görüşülen bir dosya bulunduğunun altını çizen Tahincioğlu, kartlarla ilgili devam eden davaların da sürekli olarak yapılan yönetmelik iptalleri veya değişiklikleriyle sürüncemede bırakıldığını belirtti.

 

Buraya Dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.