Karar yazarı Karaalioğlu: Türkiye içinde bulunduğu ağır ekonomik krizin de kaçınılmaz sonucu olarak Rusya’nın desteğine ihtiyaç duymakta

Karar yazarı Karaalioğlu: Türkiye içinde bulunduğu ağır ekonomik krizin de kaçınılmaz sonucu olarak Rusya’nın desteğine ihtiyaç duymakta

Karar yazarı Mustafa Karaalioğlu, Türkiye- Rusya ilişkilerine ilişkin olarak, “Türkiye içinde bulunduğu ağır ekonomik krizin de kaçınılmaz sonucu olarak Rusya’nın desteğine ihtiyaç duymakta” değerlendirmesini yaptı.

Karaalioğlu yazısında, “Ukrayna işgal girişimi sürecinde değil, iktidarı boyunca Putin’e Türkiye kadar açık destek veren bir Avrupa ülkesi olmadı. NATO üyesi olarak bu destek daha da anlamlı ve değerlidir. Görülüyor ki Putin de bu dostluğun öneminin farkındadır; ayakta tutmak için elinden geleni yapıyor. Son günlerde de malum, iyi ilişki düzeyi gelişerek büyüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’nın Batı’ya giden doğalgaz vanasını kapatmasını haklı, zaruri ve anlaşılabilir olduğunu söyleyecek kadar kesin bir tutum takınmaktan çekinmedi.” düşüncesini dile getirdi. 

Karaalioğlu şu ifadeleri kullandı: 

“Özetin özeti, Türkiye içinde bulunduğu ağır ekonomik krizin de kaçınılmaz sonucu olarak Rusya’nın desteğine ihtiyaç duymaktadır. Bütün dünyanın nefret objesi olan Rusya da bu desteği sürdürmek adına özenli davranmaktadır. Nükleer santral için gönderilen ve piyasa çıkmasa bile rezervlere katkı sağlayan tahminen 15 milyar Dolar para da bunun bir göstergesidir. Seçim atmosferinde, döviz kuruyla mücadelede anlamlı sayılacak bir dostluk göstergesi… Nitekim Erdoğan da dost ülkelerin rezervler için destek verdiğini memnuniyetle açıkladı.

Öte yandan bu trafikte, Putin’in Erdoğan’a öteden beri yaptığı Esad’la görüşme tavsiyesi daha aktif hale geldi. Türkiye ilk defa kendi kamuoyunu bu görüşmeye hazırlayan bir halkla ilişkiler faaliyetine girişti. Hem Cumhurbaşkanı hem de Dışişleri Bakanı son derece iyimser demeçler vererek ilk adımı attılar. Elbette Erdoğan-Putin dostluğunun tek, hatta ilk amacı Türkiye’nin Esad’la görüşmesini temin etmek değildir. Masadaki konulardan birisi ama bütün bunlar Suriye için yapılmıyor. Asıl dinamik, siyasi çizgileri birbirine yakın olan ve Batı’ya karşı tepkili iki liderin vizyon ortaklığıdır. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ilk haftalarında ambargo ve silah desteği gibi yardım politikalarını bile beğenmeyen ve NATO’yu daha aktif olmaya çağıran Erdoğan’ın bugün Rusya’ya hak veren noktaya gerilemesinin başka izahı yoktur. Cumhurbaşkanı, her problemde müracaat ettiği “dış güçler” gerekçesini şimdi Rusya’ya uygulanan ambargoya kadar genişleterek kamuoyuna tehlikenin büyüklüğüne dair mesaj veriyor. “Ambargocu, emperyalist, iki yüzlü Batı”ya karşı ortak tavrın ve söylemin parçası olmak geleneksel propagandasıyla çelişmiyor. Bu eğilim de her geçen Erdoğan’ı Putin’e biraz daha yaklaştırıyor. Şangay toplantısına katılacak olması bu sürecin yeni bir adımı olacak.”

Buraya Dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.