Karar yazarı Berkan: Artık karşımızda Türkiye’nin geleceğini Şanghay İşbirliği Örgütü’nde gören bir Tayyip Erdoğan partisi var

Karar yazarı Berkan: Artık karşımızda Türkiye’nin geleceğini Şanghay İşbirliği Örgütü’nde gören bir Tayyip Erdoğan partisi var

Karar yazarı İsmet Berkan,Artık karşımızda ekonomiyi dini kurallara göre yönettiği iddiasında olan, anti-LBGTİ+ mitingine devlet gücüyle destek veren, Türkiye’nin geleceğini Şanghay İşbirliği Örgütü’nde gören bir Tayyip Erdoğan partisi var” yorumunu yaptı. 

Berkan yazısında, “Ak Parti, 2002 yılında Türkiye’de iktidara geldiğinde “İslamcı” hatta “gerici” sıfatıyla anılıyordu ama iktidardaki uygulamaları eni konu bir liberal parti uygulamalarıydı. Ekonomide neo-liberaldi; siyasette kelimenin neredeyse Amerika’daki karşılığı gibi “liberal” yani sol ve özgürlükçü davranıyordu Ak Parti. Kadın ve cinsel kimlik hakları konusunda devrim niteliğinde olan uluslararası sözleşmenin adının “İstanbul Sözleşmesi” olması; Türkiyeli eş cinsellerin yıllarca hiçbir engellemeyle karşılaşmadan “Onur yürüyüşü” yapmış olması hep Ak Parti iktidarının birinci dönemine ait şeyler. O dönemde Ak Parti yatay bölünmelere de dikey bölünmelere de hiç takılmıyor, bütün toplumu temsil etme iddiasıyla hareket ediyordu. Buna karşılık başlıca rakibi olan CHP ile MHP yatay bölünmeyi kışkırtıyor, “ulusalcı” diye adlandırılan Batı düşmanı bir milliyetçi tahkimat yapıyordu. 2011 seçimi sonrasında bu roller tersine dönmeye başladı. “Akışkan” siyaset yerinde durmadı; Ak Parti giderek daha az özgürlükçü, daha az Batıcı, daha çok içe kapanmacı bir kimliği tercih etmeye başlarken rakibi CHP daha geniş kimlikleri temsil etme arzusunu yeni lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ağzından sürekli dile getiren ama ciddi inandırıcılık sorunları yaşayan bir parti oldu.” düşüncesini dile getirdi.

Berkan şu ifadeleri kullandı: 

“Bu rollerde terse dönüş 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte tamama erdi; düne kadar en azılı muhalifi olan MHP’yi de yanına alan Ak Parti ve Tayyip Erdoğan, “yerli ve milli” sloganıyla, içe kapanmacılığıyla, demokrasiyi, hukuku ve özgürlükleri kısıtlamasıyla kendi başına bir yatay bölünmenin konusu haline geldi.

Artık karşımızda ekonomiyi dini kurallara göre yönettiği iddiasında olan, meşru siyasi partilerin pankartlarını polis marifetiyle toplatan, anti-LBGTİ+ mitingine devlet gücüyle destek veren, NATO’daki yegane fonksiyonunu oyun bozanlık yapmaya indirgemiş, Türkiye’nin geleceğini Şanghay İşbirliği Örgütü’nde gören bir Tayyip Erdoğan partisi var. Türkiye’nin akışkan siyaseti bu.”

 

 

Buraya Dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.