İşte 2022’nin en çarpıcı bilimsel gelişmeleri

İşte 2022’nin en çarpıcı bilimsel gelişmeleri

Alzheimer tedavisi için Eisai ve Boigen şirketleri tarafından geliştirilen ilacın deney sonuçları, erken teşhisin ardından uygulandığında ilacın, hastalığın ilerlemesini yavaşlattığını ortaya koydu.

Deneyin detaylı sonuçları henüz yayımlanmamış olsa da; paylaşılan kısıtlı veriler bile bilim dünyasında umut yaratmaya yetti.

Lecanemab adlı ilaç, Alzheimer hastalığına yakalanan insanların beyninde biriken toksik beta-amiloid proteinlerini ortadan kaldırıyor.

Bilim insanları bunun “tarihi bir gelişme” olduğunu söyledi.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) en güçlü teleskobu olan James Webb, evrenin daha önce hiç görmediğimiz kadar net görüntülerini ilk kez paylaştı.

James Webb Teleskobu, Aralık 2021’de uzaya gönderilmiş ve 25 Ocak 2022’de uzayda gözlem yapacağı noktaya ulaşmıştı.

Teleskop şu ana kadar milyonlarca galaksi keşfetti, Jüpiter ve Neptün’ün inanılmaz görüntülerini çekti, evrenin bugüne kadar çekilmiş en derin, en detaylı fotoğrafını paylaştı.

NASA’nın bir asteroide çarparak yörüngesini değiştirmeyi hedeflediği Dart misyonu başarıyla tamamlandı.

Misyon, büyük ölçekli bir asteroidin Dünya’ya çarpmasını engellemenin zorluklarını tespit etmeyi hedefliyordu.

Kasım 2021’de fırlatılan uzay aracı, Dünya’dan 11 milyon kilometre uzaklıktaki Dimorphos adlı asteroide tam isabetle çarptı.

Nükleer füzyon enerjisinde ABD’de “tarihi başarı” elde edildi; bir füzyon deneyinde ilk kez işlem için gereken enerjiden daha fazlası üretilebildi.

Nükleer füzyonun, sınırsız bir temiz enerji kaynağı potansiyeli taşıdığı düşünülüyor.

Deney, California’daki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuarı’nda (LLNL) bulunan Ulusal Ateşleme Tesisi’nde gerçekleştirildi.

Bu işlem, iki hafif atom çekirdeğinin birleşmeye zorlanması ve daha ağır bir çekirdek oluşturmasıyla meydana geliyor.


İngiltere’de lösemi hastası olan 13 yaşında bir kız, “nükleobaz düzenleme” adında devrimsel bir tedavi yönteminin yardımıyla kanseri tamamen yendi.

Nükleobaz düzenleme, DNA bazlarına müdahale edilmesini sağlayan bir biyomühendislik yöntemi ve sadece altı yıl önce keşfedildi.

Nükleobaz düzenleme, bilim insanlarının genetik kodun belirli bir bölümüne odaklanıp bir bazın moleküler yapısını değiştirerek onu başka bir baza dönüştürmesine ve böylelikle yeni genetik talimatlarının kodlanmasına olanak tanıyor.

Doktorlardan ve bilim insanlarından oluşan geniş bir ekip, bu yöntemi, Alyssa’nın kanserli T hücrelerini yakalayıp öldürebilen yeni bir T hücresi türü tasarlamak için kullandı.

İngiltere’de bilim insanları, organ nakli için kullanılacak böbreklerin kan grubunu değiştirmeyi başardı.

Bunun nakil için organ tedarikini artırabilecek bir buluş olabileceği ve genellikle uygun donör bulmakta zorlanan gruplar için özel etkileri olacağı belirtiliyor.

Kan grupları farklı olan kişilerden birbirine böbrek nakli olmuyor ancak böbreğin kan grubunun 0 (sıfır) tipine dönüştürülmesiyle böbreğin herhangi bir hastaya nakli mümkün oluyor.

İngiltere’de araştırmacılar, 53 yaşındaki bir kadının deri hücrelerini 23 yaşındaki bir kadınınkiyle eşdeğer olacak şekilde gençleştirdi.

Cambridge kentindeki bilim insanları, aynı şeyi vücuttaki diğer dokularla da yapabileceklerine inanıyor.

Araştırma; diyabet, kalp hastalığı ve nörolojik bozukluklar gibi yaşa bağlı hastalıklar için tedaviler geliştirmeyi amaçlıyor.

Deri hücrelerinin gençleştirilmesi teknolojisi, 25 yılı aşkın bir süre önce klonlanan Dolly adlı koyunu yaratmak için kullanılan teknikler üzerine inşa edildi.

Hollandalı bilim insanları, ilk kez insan kanında küçük plastik parçacıklar (mikroplastik) bulunduğunu saptadı.

Amsterdam Özgür Üniversitesi (Vrije Universiteit) uzmanları tarafından yapılan testler sonucunda, çalışmaya katılan 22 kişiden 17’sinin kanında mikroplastik tespit edildi.

Plastik parçacıklarının ne kadar zararlı olduğu hala tam olarak bilinmiyor ancak araştırmacılardan Prof. Dr. Marja Lamoree, mikroplastiklerin varlığının başlı başına endişe kaynağı olduğunu söylüyor.

Yeryüzünün bilinen en büyük bitkisi Avustralya kıyılarında keşfedildi.

Araştırmacılar, 20 bin futbol sahası büyüklüğündeki deniz çayırının yaşının yaklaşık 4500 olduğunu tahmin ediyor.

Genetik bilimciler aslında farklı amaçlarla inceledikleri Batı Avustralya’daki bu büyük sualtı çayırının aslında tek bir bitki olduğunu belirtiyor.

Bitkinin en az 4 bin 500 yıl önce, tek bir tohumdan yayıldığına inanılıyor.

University of Western Australia’dan araştırmacılar, deniz çayırının yaklaşık 200 kilometrekarelik bir alanı kapladığını söylüyor.

Ekip, Avustralya’nın en batı ucundaki Perth kentinin yaklaşık 800 km kuzeyindeki Shark Bay körfezindeki bitkiyi tesadüfen keşfetti.

Çağrı Tasarım Kampanya

Buraya Dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir