Işık varken uyuyamayanlara bilimin açıklaması: Göz kapakları!

Işık varken uyuyamayanlara bilimin açıklaması: Göz kapakları!

Yanınızdaki kişi telefonunu kullandığında veya koridorun ışığı açıldığında uyuyamıyor musunuz? Bu durum fazla hassas olmanızdan değil, göz kapaklarınızın ışığı fazla geçirmesinden kaynaklanıyor olabilir.

Osaka Metropolitan Üniversitesinde çalışan bir bilim insanı, göz kapaklarının zannedilenden çok daha fazla ışık geçirdiğini gösteriyor. Bulgular Color Research and Application bülteninde yayımlandı.

IŞIĞA KARŞI DUYARLILIK UYKU KALİTESİNİ ETKİLİYOR

Uyku eksikliği ve uyku bozuklukları, sağlığa zararlı olduğu kadar gündelik yaşama da engel oluyor. Uykuyu etkileyen çeşitli etmenlerin altındaki işleyişleri aydınlığa kavuşturmak için şimdiye kadar birçok çalışma yürütülmüş. Bu konudaki en önemli etmenlerden biri de ortam aydınlatması. Gündüz, gece veya uyku esnasında ışığa değişik oranlarda maruz kalmanın, sirkadiyen ritimlerini ve uyku kalitesini etkilediği rapor edilmiş.

Populer Science Türkçe’nin aktardığı çalışmaya göre aydınlatma şiddeti ve renk yoğunluğu gibi aydınlatılan ortamı tanımlamak için kullanılan endeksler, gözler açıkken iyi aydınlatılmış koşullar altındaki görsel niteliklere dayanıyor. Fakat uyku sırasında gözlerin kapalı olduğu düşünüldüğünde, uyku esnasında aydınlatılan ortamı doğru şekilde tarif etmek için göz kapaklarının ışık geçirgenliğini ve kapalı gözle algılanan aydınlığı anlamak gerekiyor. Göz kapağının ışık aktarımını ölçmek üzere çeşitli çalışmalar yürütülse de, deneysel koşullar gündelik yaşamda aydınlatılan ortamlardan önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Şimdiye kadarki değerlendirmeler ise son derece düşük aydınlatma altında veya sadece tek göz ile yapılmış.

Osaka Metropolitan Üniversitesi İnsan Yaşamı ve Ekoloji Yüksek Lisans Ana Bilim Dalında çalışan Profesör Hideki Sakai, gözler kapalı olduğu zaman göz kapaklarının ışık iletkenliğini ölçmek için yeni bir yöntem uyguladı. Bilim insanının elde ettiği sonuçlar, kapalı gözle algılanan parlaklığın daha önce rapor edilenden epey güçlü olduğunu gösteriyor.

Profesör Sakai, toplam 33 katılımcıyla görece parlak koşullarda (100 lux aydınlıkta) her bir katılımcının yüzünün tamamının aydınlatıldığı deneyler yürütmüş. Yüze gelen parlaklık bir ışıklandırma cihazıyla artırılıp azaltılırken, kapalı gözdeki geçirgenlik ise katılımcıların gözleri kapalıyken algıladıkları aydınlık seviyelerini gözleri açıkken algıladıkları aydınlık seviyelerine denkleştirmesiyle ölçülmüş. Işık kaynakları olarak tek renkli kırmızı, sarı, yeşil ve mavi LED’ler ile beyaz bir LED kullanıldı.

Deneyin sonuçları, göz kapağındaki geçirgenlik değerlerinin önceden rapor edilenlere göre 10 kata kadar daha yüksek olduğunu (%0,3-%14,5) gösteriyor. Işığın rengi de farklılık oluşturuyor ve kırmızı ışık daha parlak olarak algılanırken, mavi ışık daha karanlık biçimde algılanıyor. Profesör Sakai, bunlara ek olarak katılımcılar arasında önemli farklılıklar olduğunu da belirlemiş; bazı kişilerin parlaklık algısı, gözleri açık ve kapalı olduğu zaman neredeyse hiç değişmedi.

“Gözler kapalıyken ışıklandırma ortamını doğru şekilde anlayıp bu ortamdan faydalanarak, hem normal uyku sırasında hem de şekerleme esnasındaki veya gece geç saatlerde yolculuk edildiği zamanki gibi diğer çeşitli durumlarda uygun ışıklandırmaya dönük araştırmaları geliştirmeyi düşünüyorum” diye belirtiyor Sakai. “Geçirgenliği düşük olan ışık renkleri insanlar sadece gözlerini kapattığı zaman karanlık gibi algılandığından, söz konusu bulguların tahliye merkezi gibi hem uyanık hem de uyuyan insanların bulunduğu yerlerdeki ışıklandırmanın tasarlanmasında faydalı olabileceğini düşünüyorum.”

Çağrı Tasarım Kampanya

Buraya Dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir