Haavisto: NATO sürecinde ortaklarımızın hızlı hareket etmesi çok değerli

Haavisto: NATO sürecinde ortaklarımızın hızlı hareket etmesi çok değerli

Elif KARACA

Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, pek çok NATO üyesi ülkenin katılım protokolünü halihazırda onaylamış bulunduğunu hatırlatarak, “Ortaklarımızın ulusal süreçlerinde hızlı hareket etme istekliliği bizim için çok değerli.” ifadesini kullandı.

NATO’ya katılım süreciyle ilgili olarak DÜNYA’nın sorularını yanıtlayan Haavisto, küresel gelişmelerin güvenliği giderek daha fazla etkilediğini ve terörün herkes için ciddi bir tehdit olduğunu söyledi.

Türkiye ve İsveç ile üçlü mutabakat anlaşmasına varılmasının üyelik sürecinde önemli ve gerekli bir adım olduğunu belirten Haavisto, müttefiklerin Finlandiya’nın üyeliğine verdiği desteğin süreç boyunca güçlü olduğunu ve pek çok ülkenin katılım protokolünü halihazırda onaylamış bulunduğunu hatırlattı. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularını parlamentosunda oylayarak kabul eden ülke sayısı, dün de Almanya’nın katılımıyla altıya yükseldi. Norveç, Danimarka, Kanada, Estonya ve İzlanda daha önce onaylamıştı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline yanıt olarak uygulanan koordineli yaptırımların şimdiden etkili olmaya başladığının, tam etkilerin ise zamanla görüleceğinin altını çizen Haavisto şu anda çatışmada kısa vadede bir çözüm görmenin zor olduğunu söyledi. Rusya’nın siyasi hedeflerine ulaşmak için, sivil hedefler de dahil olmak üzere güç kullanmaktan kaçınmadığını belirten Haavisto, nükleer retoriğin kullanılmasını ise “sorumsuzca ve kınanması gereken bir söylem” olarak tanımladı.

– Madrid’de varılan ve Finlandiya ile İsveç’in NATO’ya katılmasının önünü açan anlaşma, Genel Sekreter Jens Stoltenberg’in konuyu en başından beri yapıcı bir şekilde ele almasının da katkısıyla tarihi bir adım oldu. Türkiye’nin vetosunun kalkmasının ardından süreç bundan sonra nasıl devam edecek?

Türkiye ve İsveç ile üçlü mutabakat anlaşmasına varılması, Finlandiya’nın NATO üyelik sürecinde önemli ve gerekli bir adımdı. Katılım protokolünün 5 Haziran Salı günü Brüksel’de imzalanması da önemli bir dönüm noktası oldu. Müttefiklerin Finlandiya’nın üyeliğine verdiği destek süreç boyunca güçlü oldu. Birçok ülke katılım protokolümüzü halihazırda onaylamış bulunuyor. Ortaklarımızın çoğunun ulusal süreçlerinde hızlı hareket etme istekliliği bizim için çok değerli.

“Terör hepimiz için ciddi bir tehdit”

– Bu iki ülkenin katılımıyla ittifakın doğu kanadının güçlendirilmesi Türkiye ve tüm NATO üyesi ülkeler için ne anlama geliyor?

Madrid Zirvesi NATO için büyük önem taşıyordu. Madrid’de alınan kararlarla NATO, Avrupa’da istikrar sağlayıcı bir güç ve gelecek yıllarda müttefikleri için güvenlik sağlayıcısı olma rolünü pekiştirdi. Finlandiya güçlü savunma kabiliyetiyle NATO’yu daha da güçlendirecektir. NATO’nun yeni stratejik konseptinde tanımlandığı şekliyle, ittifakın temel amaç ve görevlerine bağlı bir ülkeyiz. Amaç NATO’nun Kuzey Kutbu’ndan güneye 360 derecelik bir yaklaşıma dayalı toplu savunmasını sağlamak. Güneyimizde yaşananlar da dahil olmak üzere küresel gelişmeler güvenliğimizi giderek daha fazla etkiliyor ve bizi bölgedeki güvenliği artırmaya çağırıyor. Terör hepimiz için ciddi bir tehdit. Finlandiya’nın üyeliği, NATO’nun küresel olarak yürüttüğü çalışmaları destekleyecek. Çatışma önleme, arabuluculuk ve barış inşasında uzun geçmişe sahip bir ülke olarak, çatışmaların barışçıl çözümüne sıkı sıkıya bağlıyız.

-NATO üyesi olma kararı Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle mi gelişti yoksa daha önce bir niyet var mıydı?

Finlandiya’nın dış, güvenlik ve savunma politikası, ülkenin manevra alanını korumak ve farklı seçenekleri açık tutmak üzerine inşa edilmiştir. “NATO opsiyonu” uzun yıllardır dış politika ve güvenlik politikamızın içerisinde yer alıyordu. Bu, etrafımızdaki güvenlik durumu değişirse Finlandiya’nın NATO üyeliğine başvurma olasılığını muhafaza etmesi anlamına geliyor. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması Finlandiya ve Avrupa’daki güvenlik ortamını derinden değiştirdi. Finlandiya, değişen güvenlik ortamının kapsamlı bir biçimde değerlendirilmesiyle NATO üyeliğine başvurmaya karar verdi ve egemen bir devlet olarak bağımsız bir karar aldı. Cumhurbaşkanı, hükümet ve parlamento arasında kapsamlı bir demokratik sürece dayanan karar Fin halkı tarafından da güçlü bir şekilde desteklendi. Ancak bu çok büyük bir değişiklik değil, zaten yıllardır NATO ve NATO üyesi ülkelerle çok yakın işbirliği içindeyiz.

-Rusya’dan gelecek tehditlerin Avrupa’yı önümüzdeki dönemde nasıl bir noktaya taşıyacağını öngörüyorsunuz? Avrupa’da askeri bütçeler artacak mı?

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından birçok Avrupa ülkesinde askeri bütçelerde artışa tanık oluyoruz. Finlandiya’nın güvenlik ortamındaki temel değişiklik savunma kapasitesini daha da güçlendirmek için eylemler gerektirdi. Örneğin savunma malzemesi tedariki ve personel maliyetleri için ek finansman tahsis edildi. Bu finansman, Savunma Kuvvetleri’ndeki faaliyetlerin düzeyi ve hazırlıklı olma durumu üzerinde etkili olacak.

-Sert ekonomik yaptırımların Rusya için caydırıcı olacağını düşünüyor musunuz? Sizce Putin’in stratejisi nasıl gelişecek? Rusya’nın nükleer silah kullanma tehdidi ciddiye alınmalı mı?

AB ve ortakları, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline yanıt olarak benzeri görülmemiş, koordineli yaptırımlar uyguladı. Bunlar şimdiden etkili olmaya başladı bile, tam etkileri ise zamanla görülecek. Baskıyı gerektiği kadar sürdürmeye hazır olmalıyız. Mesaj açık: Ukrayna’nın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ihlalinin sonuçları olmalıdır. Şu anda çatışmada kısa vadede bir çözüm görmek zor. Rusya siyasi hedeflerine ulaşmada güç kullanımının, sivil hedeflere karşı geniş çaplı askeri güç de dahil olmak üzere, araçlarının önemli bir parçası olduğunu gösterdi. Nükleer retoriğin kullanılması ise sorumsuzca ve kınanması gereken bir söylem.

-Bildiğimiz kadarıyla Finlandiya’nın Rus petrol ve gazına çok büyük bir bağımlılığı yok ama sizce Avrupa’nın Rus enerjisine bağımlılığı önümüzdeki yıllarda nasıl azalacak?

Finlandiya 2035 yılına kadar karbon nötr olmayı hedefliyor. Bu, enerji üretimi de dahil olmak üzere toplumumuzda geniş kapsamlı değişiklikler gerektiriyor. Bu çalışma AB düzeyinde de devam etmekte. Uzun vadede bu politikanın hem ekonomik hem de ekolojik olarak karlı olacağına inanıyorum.

Buraya Dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.