Guterres, BM Genel Kurulu açılışında çok taraflılığı ve Türkiye’nin kotardığı tahıl anlaşmasını övdü

Guterres, BM Genel Kurulu açılışında çok taraflılığı ve Türkiye’nin kotardığı tahıl anlaşmasını övdü

* Ülkeler devasa bir küresel işlev bozukluğuna hapsolmuş vaziyette, insanlığın ve gezegenin geleceğini tehdit eden zorlukların üstesinden gelmeye hazır veya istekli değil. Dünyamız tehlikede ve felç olmuş durumda.

* Ufukta küresel bir hoşnutsuzluk kışı var,. Güven çöküyor, eşitsizlikler patlıyor, gezegenimiz yanıyor. İnsanlar acı çekiyor ve en savunmasız olanlar en çok acı çekiyor.

‘Tahıl anlaşması, dünyaya umut vaat eden bir örnek’

* (Konuşmasının başında BM ve Türkiye’nin arabuluculuğunda Ukrayna ile Rusya arasındaki anlaşma kapsamında Ukrayna’dan tahıl taşıyan ilk geminin videosunu göstererek) Bu gemi, birlikte hareket ettiğimizde dünyanın neler başarabileceğinin bir simgesi. Kargaşalarla dolup taşan bir dünyada umut vaat eden bir örnek.

‘Çok taraflı diplomasi sayesinde’

* Ukrayna ile Rusya, Türkiye’nin desteğiyle muazzam karmaşıklıklara, karşı çıkanlara ve cehennem savaşına rağmen biraraya geldi ve bunu başardı. Kimileri buna mucize diyebilir, gerçekte ise bu çok taraflı diplomasi.

* Tahıl anlaşması sayesinde tahıl yüklü gemiler aynı zamanda umut taşıyor. Umuda ve daha fazlasına ihtiyacımız var, eyleme ihtiyacımız var.

‘Gübre kıtlığından gıda kıtlığına’

* Bir an önce harekete geçilmezse küresel gübre kıtlığı, hızla küresel gıda kıtlığına dönüşecek. (Rus gübresine yaptırım talep etmedi.)

* Gelişmekte olan ülkeler için teşvik paketi desteklerine ve borç indirimlerine ihtiyaç var.

‘Zenginlerin çıkarlarına hizmet’

* Mevcut ekonomik sistem, zenginlerin çıkarlarına hizmet etmek için eşitsizliği artırıyor.

‘Eşitsizlik uçurumu ve jeopolitik bölünmüşlükler’

* Jeopolitik bölünmüşlükler, BM Güvenlik Konseyi’nin işleyişini, uluslararası hukuku ve işbirliğini baltalıyor. Bu şekilde devam edemeyiz.

* Gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler, Kuzey ile Güney, ayrıcalıklılar ile geri kalanlar arasındaki uçurum gün geçtikçe daha tehlikeli hale geliyor. Aşılardan yaptırımlara ve ticarete kadar küresel işbirliğinin her alanını zehirleyen jeopolitik gerilimlerin ve güven eksikliğinin temelinde bu yatıyor.

‘Tek başına dayatma olmaz’

*2. Dünya Savaşı sonrasında kuruluşundan bu yana BM’nin iki temel ilkesi olan işbirliği ve diyalog, ileriye giden tek yoldur. Hiçbir güç veya grup tek başına karar dayatamaz.

* Haydi gelin, Birleşmiş Milletler olarak, dünya koalisyonu olarak, birlik olarak çalışalım.

* Kadın liderler diplomasinin ön saflarında yer almalı.

‘Fosil yakıt şirketlerinden vergi alın’

* Haydi, dosdoğru konuşalım: Dünyamız fosil yakıtlara bağımlı. Artık buna müdahale zamanı. Fosil yakıt şirketlerinden ve onları ayakta tutanlardan hesap sormamız gerekiyor.

* Tüm gelişmiş ekonomileri fosil yakıtlardan elde edilen kârları vergilendirmeye ve elde edilecek fonları hem iklim değişikliğinden kaynaklanan zararları telafi etmeye hem de yüksek fiyatlarla mücadele eden insanlara yardım etmeye ayırmaya çağırıyorum. Kirletenler bedelini ödemek zorunda.

* İklim krizi tüm uluslar için birinci öncelik olmalı.

* İklim değişikliğine en az katkıda bulunanlar bundan en çok acıyı çekenler konumunda.

‘Sosyal medya ve yapay zekanın getirdiği sorunlar’

* Öfke, hiddet ve olumsuzlukları paraya çeviren bir iş modeline dayalı sosyal medya platformları, toplumlara tarif edilemez zararlar veriyor. Özellikle kadınları ve savunmasız grupları hedef alan nefret söylemi, dezenformasyon ve istismar çoğalıyor. Verilerimiz, mahremiyetimiz yok sayılarak davranışlarımızı etkilemek için alınıyor ve satılıyor, casus yazılımlar ve gözetimse kontrolden çıkmış durumda. Yapay zeka yüzünden bilgi sistemlerinin bütünlüğü, medya ve aslında demokrasinin kendisinden ödün veriliyor.

* Dünya, jeopolitik gerilimler nedeniyle bu yeni teknolojilerin neden olduğu dalgalanmalarla başa çıkmaya yönelik küresel bir mimarinin başlangıcından bile yoksun.

‘Krizler peş peşe birbirini besliyor’

* Çoğu Afrika’da 1.6 milyar insanın bulunduğu yaklaşık 94 ülke korkunç bir fırtınayla karşı karşıya. Pandeminin ekonomik ve sosyal yansımaları, yükselen gıda ve enerji fiyatları, artan borç yükü, hızla tırmanan enflasyon ve finansmana erişim eksikliği gibi krizler peş peşe birbirini besliyor, eşitsizlikleri artırıyor, zorluklar yaratıyor, enerji geçişini geciktiriyor ve küresel finansal çöküşü tehdit ediyor. Toplumsal huzursuzluklar kaçınılmaz ve çatışma çok uzak değil, ama böyle olmak zorunda da değil. Aşırı yoksulluğun, yokluğun veya açlığın olmadığı bir dünya hayal etmek imkansız değil.

Buraya Dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.