Bir aktivistin gözünden: Kraliçe öldü, yaşasın kadınlar

Bir aktivistin gözünden: Kraliçe öldü, yaşasın kadınlar

*Gülseren Onanç

Amcası aşkının peşinden gidip tahtı reddetmeseydi ve ailesinde bir erkek çocuk olsaydı biz bir kadını yetmiş yıl Birleşik Krallık hükümdarı olarak göremeyecektik. İngiltere’nin tahtta en uzun kalan hükümdarı, dünyanın en güçlü kişisi Kraliçe Elizabeth dün yaşamını yitirdi.

İstikrarı korudu, kadınlara liderlik konusunda ilham verdi

Monarşi karşıtlığı ile bilinen the Guardian gazetesi editoryal yazısında “Doğduğunda Krallığın üzerinde güneş batmıyordu, vefat ettiğindeki Birleşik Krallık orta büyüklükte ve geleceği belli olamayan bir ülke. O tahta geldiğinde emperyalist kibir “Elizabeth Çağı” olarak adlandırılacak bir dönemin başlamasını öngörüyordu. Ama bu gerçekleşmedi. Elizabeth pragmatik bir özenle tarihsel değişime uyum sağladı. İngiliz monarşisinin mesafeli kutsal kimliğini kendi kişiliğinde toplayıp, laik temellere dayanan bir varoluşu kabul etti. Yaşadığı süre boyunca kendi ülkesinde ve dünyada çığır açan değişiklikler olmasına rağmen, O yadsınamaz bir istikrar kaynağı oldu” diyor.

Dünyanın en ileri demokrasisi olmakla övünen, güçlü bir parlamenter sisteme sahip Birleşik Krallık’ta, 90’lardan beri devam eden monarşi karşıtlığına rağmen, Elizabeth saygınlığını koruyabildi. Başbakanı atamak, Parlamento açılışında programı okumak gibi sembolik sorumluluklar dışında günlük siyasetin dışında kalmayı başardı. Kamusal alanda pek görünmedi, göründüğü nadir zamanlarda da Kuzey İrlanda’nın yeniden barışmasına destek olmak gibi birleştirici bir rolü oldu. Büyük amcasını suikast ile öldüren bir örgütün lideri ile el sıkışmaktan çekinmedi. Özgürlüklerini elde eden Afrika ülkelerinin başkanları ile barışçıl ve saygın ilişkiler kurmayı başardı.

Kraliçe Elizabeth ülkesi için yeri doldurulamaz bir boşluk bırakarak bu dünyadan ayrıldı. Bundan sonra monarşinin nasıl devam edeceği, devam edip edemeyeceği oğlu Charles’ın annesinin saygınlığını koruyup koruyamayacağı tartışılacak. Her ne kadar artık tahta kadın veya erkek fark etmeden en büyük çocuğun geçmesi karara bağlansa da, üç kuşak krallığa erkeklerin geleceği kesin.

Kraliçe Elizabeth’in varlığı dünyada kadınların da en güçlü makamlarda yer alabileceğinin sembolü olarak önemliydi. 2013 yılında, demokrasi ve hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü ve cinsiyet eşitliğini ilkeleri kapsayan 54 üye devlet tarafından kabul edilen ilk İngiliz Devletler topluluğu belgesini imzalayarak toplumsal cinsiyete desteğini açık olarak gösterdi.

Saltanatı boyunca her yerde kadınları güçlendirme konusunda büyük bir etkisi oldu, kadınlara liderlik konusunda ilham verdi. 

Her ne kadar Kraliçe Elizabeth feminizm konusunda sessizliğini korusa da, Netflix’in ünlü dizisi Crown’da kraliçeyi oynayan aktris Olivia Colman, Kraliçe’yi “esaslı bir feminist” olarak tanımadı ve ona hayran olduğunu söyledi.

İnsan kaynakları yönetimi doçenti Sue Williamson, “Kraliçe Elizabeth liderlikte kadınlar için bir rol model oldu; güçlü erkekler ve dünya liderleriyle nasıl başa çıkılacağını gösterdi ama aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğini her zaman ilerletmemiş olan geleneksel aile değerlerini de savundu” diyor.

Ölümünden iki gün önce Liz Truss’u Birleşik Krallık’ın üçüncü kadın başbakanı olarak atayan Kraliçe’nin ülkesinde ve dünyada kadın liderliği için rol model oldu.

Yeni ‘Demir Leydi’ Liz Truss beyaz erkekleri önemli pozisyonlara getirmedi

Margaret Thatcher ve Theresa May’in ardından Birleşik Krallık’ın üçüncü kadın başbakanı olan Truss muhafazakar partinin demir leydi geleneğinin devamı olacak gibi. Oxford Üniversitesi’nde felsefe, politika ve ekonomi okuyan Truss öğrenciyken siyasi faaliyetlere aktif olarak katılmış. 2001 yılında siyasete atılan Truss 2006 yılında Londra’da Greenwich belediye meclisi üyeliğine seçildi ve 2008’den itibaren merkez sağ düşünce kuruluşu Reform’un başkan yardımcılığını üstlendi. Parlamentoya seçildiği 2010’dan bu yana yükselişi devam ediyor. Hükümette iç ve dış politikaya ilişkin bir dizi önemli göreve getirilen Truss, 2019’dan beri Kadın ve Eşitlik Bakanı 2021’den beri Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı.

Liz Truss’un yeni kabinesi önceki kabinelerden farklı; en önemli 4 pozisyonda da beyaz erkek yok, yüzde 35’i kadın, yüzde 30’u siyahi Asyalı veya azınlık gruplara ait, yüzde 70’i ise özel okul mezunu.

Bakanlıktan kadın sözcüğünü kaldıran kadın başbakan

İngiltere’de kadınlar, Liz Truss’un kabinesinde toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanacak bir bakana yer vermemesi ve Nadim Zahawi’yi hem Hükümetler Arası İlişkiler hem de Eşitlik Bakanı olarak atamasına tepki gösterdi. Muhalefet, kendisi daha önce Kadın ve Eşitlik Bakanı olarak görev yapmış yeni başbakanın Bakanlığın isminden ‘kadın’ sözcüğünün kaldırılmasını kadın gündemini önemsizleştirmek anlamına geldiğini söylüyor. Truss’ın dış politikada göçmen karşıtlığı ve Ukrayna’ya destek politikasına devam edecek.

Bir gece ansızın gelebiliriz” açıklamasını Kınıyoruz, barış talep ediyoruz

Yanı başımızda Ukrayna-Rusya savaşı devam ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan’a yönelik olarak eril militarist bir dil kullanarak söylediği “Bir gece aniden gelebiliriz” açıklamasını kınıyoruz. Bundan iki yıl önce Türkiye ve Yunanistan arasında tırmanan Doğu Akdeniz gerginliğe son vermek üzere Ege’nin iki yakasındaki binlerce kadın DUR demiştik.

İki yıl önce de söylediğimiz gibi; Yunanistan ve Türkiye’nin anlaşmazlıklarını barışçıl ve özenli bir diplomasi ile çözebileceklerine inanıyoruz. İki yıl önce binlerce kadın olarak dinlendirdiğimiz Yunanistan ve Türkiye toplumlarının barış içinde, yan yana yaşamasını talebimizi yineliyoruz.

Kraliçe Elizabeth’in bıraktığı liderlik mirasını kadınlar ülkelerinde ve dünyada barışı inşa ederek koruyacaklar.

Kraliçe öldü. Yaşasın kadınlar.


Bu yazı, SES, Eşitlik, Adalet ve Kadın Platformu’ndan alınmıştır.

Buraya Dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.