Altay: Türkiye’nin yüzde 80’ini düşman ilan ettin

Altay: Türkiye’nin yüzde 80’ini düşman ilan ettin

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

Altay’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“10 Ekim 2015… 7 yıl önce Ankara Gar Meydanı’nda ‘özgürlük, demokrasi, barış’ diyen insanlar alçak bir saldırı sonucu katledildiler. Onlardan bizi, bizi onlardan kopardılar. Bu alçak saldırıda hayatını kaybedenleri rahmet ve minnetle anıyorum. Ama bunu unutmayacağımızı herkesin bilmesi lazım. Bu saldırının önlenememesi noktasında bir güvenlik ya da kamu görevlisinin kusuru varsa bu da er geç ortaya çıkacak. Herkesin bu konuda içi rahat olsun.

“Sana tepki gösterene terörist, dış mihrak piyonu bölücü diyorsun”

Bu saldırıyı önleyemeyenler, bu saldırıda hayatını kaybedenleri anması için Gar Meydanı’na giden insanlara tazyik, şiddet uygulayabiliyorlar. Ankara’nın bütün yollarını kapatmışlar. Niye? Keşke 2015’te bunu yapsaydınız. Bu güvenlik önlemini 2015’te alsaydınız 103 barışa, demokrasiye, aydınlık bir geleceğe haykıran sesi kaybetmeseydik. Bu anmayı engellemek demokrasiyi bilmemektir, içselleştirememektir. Erdoğan, demokrasi tepki ve protesto rejimidir. Sana da tepkisini bu millet ve muhalefet gösterecek. Sen sana tepki gösterene ya ‘terörist’, ya ‘dış mihrak piyonu’, ya ‘bölücü’, ya ‘vatan haini’ diyorsun. Ama böyle yaptıkça hem inandırıcılığını hem de millet nezdinde itibarını kaybettiğini de sana hatırlatmayı görev sayıyorum.

TBMM 27’nci Dönemde 159 uluslararası anlaşmayı yasalaştırdı. 114 de kanun çıkardı. 109 da Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıktı. Bu dönemde CHP milletvekilleri 42 bin 240 yazılı soru önergesi verdi. Bunun 31 bini cevaplandı. 11 bini hala cevapsız. 3 bin 638 Meclis Araştırma önergesi verdi CHP milletvekilleri. 11 tane Araştırma Komisyonu kuruldu. Türkiye’nin sanki sadece 11 tane sorunu var, başka sorunu yok gibi. Koca Meclis, koca koca odalar, 600 tane milletvekili. Kardeşim, milletin derdi ile dertlenmeyen bir meclis olabilir mi? ‘Toplumun bir kesiminin’ derdi var diyoruz. ‘Hayır bakmayalım.’ Meclis niye var o zaman. CHP 288 grup önerisi getirdi.

Türkiye’de Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Anamur’a 780 bin 500 kilometrelik coğrafyamızda yaşanmış olup da CHP olarak TBMM gündemine getirilmeyen bir tek sorunu kimse söyleyemez, gösteremez. 85 milyonun derdiyle dertlendik. Hali ile hallendik. Onların sesi, gözü, kulağı olduk. Yeri geldi onların elleri ayakları olduk. Böyle yapmaya da devam edeceğiz.

“Meclis iki haftadır ‘sansür yasası’ ile çalışıyor”

Meclis 6’ncı Yasama Yılı’na ‘Sansür yasası’ ile başladı. Pes. Anayasa gereği yapılması gereken tatil bitti. Bahçeli’nin ısrar ve tazyiki ile bir sürü gündemde konu; 85 milyonun bir ton derdi varken Meclis iki haftadır, onlar dezenformasyon diyor, ‘Sansür yasası’ ile çalışıyor. Niye karşıyız bu yasaya? Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı’na demokrasinin protesto ve tepki rejimi olduğunu öğretmek zorundayız. Onlar da bunu kabul etmek zorunda. Ne yapıyoruz? Yalan haber yapmak, halkı endişe, korku ve paniğe sevk eden haber paylaşım yapmak 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını getiriyor. Üstelik bunu tutuklu olarak yargılanmak zorundasın. Niye? Katalog suçlarına bunu koyuyorsun. Neye göre yalan haber.

“Yalan haberi kimin belirleyeceği belli değil”

Mesela ben, ‘128 milyar dolar iç edildi’ diye tweet atıyorum. Beyefendi bundan rahatsızsa yalan haber olduğuna dair bir hakim kararı alacak. Yalan haberi kimin belirleyeceği belli değil. Yargıtay’dan gelen temsilci Meclis Komisyonu’nda dedi ki, ‘Bu kaos yaratır, adliyelerde.’ Bir hakime göre yalan sayılabilecek bir haber bir başka hakime göre doğru sayılabilir. 128 milyar dolar orta yerde mi? Değil. Enflasyon. TÜİK ne dedi? TÜİK yüzde 83,5. ENAG da diyor ki yüzde 180. Biz, ENAG açıkladığında, bir hakime göre halkı paniğe sevk etmiş olur. Böyle bir kepazelik olmaz.

“Keyfimiz kaçtığı anda interneti kapatırız”

Örneğin Kani Beko ile İzmir milletvekili ile zoom üzerinden siyasi bir toplantı yapıyoruz. İzmir ile ilgili… Bilgi Teknolojileri İletişim Başkanlığı bu zoom üzerinden yaptığımız toplantıdaki bütün içeriği alacak. Pes. Ya bunları İran yapmıyor. Basın İlan Kurumu. Zaten giyotin gibi çalışıyor. Şimdi gazetelere ilan kesme cezası verecek. Basın Kartları Komisyonu var. Biraz düzeltmişler. Türkiye’de kime basın kartı verileceğine Fahrettin Altun karar verecek. Bilgi Teknolojileri İletişim Başkanlığı bant daraltma kararı alabilecek. Hem de yüzde 95’e kadar. Bunlar şunu diyorlar. Keyfimiz kaçtığı anda interneti kapatırız. Keyfimiz kaçtığı anda televizyonu karartırız. Keyfimiz kaçtığı anda gazeteleri siyaha boyarız. Bitti. Ya da batırırız.

“Hakkını arayan herkesi kodese göndereceğim diyen bir yasa”

Erdoğan yaptığın günahlardan, işlediğin kusurlardan dolayı basına sansür getirerek sana karşı olan herkesi cezaevine atarak bu işten sıyrılamazsın. Ben sana aylar önce bir tavsiyede bulundum. Yine bulunayım. Gerçekten öyle düşünüyorsan bırak diğer işleri, şöyle 10, 15 milyonu içine alacak cezaevi yap. Belki o zaman. 15 milyonu cezaevine koyarsan belki sana karşı çıkacak sesleri kesersin. Eleştiren, karşı çıkan, beğenmeyen, hakkını arayan herkesi kodese göndereceğim diyen bir yasadır. Buna bir şekliyle rızamız yoktur. Özellikle 29’uncu maddenin çıkmaması için elimizden gelen her şeyi yapacağız.

Basına da bir çağrımız var. Yasa direkt sizi hedef alıyor. Özgür basın, yandaş olmayan basın, objektif basın siz de bir sesinizi çıkarın. Ne yaparsınız bilmiyorum. Mesele bir gün bütün gazeteler simsiyah çıksın. Ne olur? Bir gün ya. Protesto edin. Demokrasinin protesto ve tepki rejimi olduğunu en iyi basın bilmesi lazım.

“3600 CHP’nin gayreti ile çıkmıştır”

Meclis 4 Ekim’de EYT ile başlamalıydı. Kanayan yara ile başlamalıydı. 3600’ü unutulan kamu çalışan şeflerle başlamalıydı bu Meclis. Açıkta tutulan engelli kadrolarına atama yapılması yetmez engelli kadrolarının artırılması ile ilgili bir düzenlemeyle başlamalıydı bu Meclis. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun, bu ucube kanunun ve ucube sınavın ele alınması lazımdı. Taşerona kadroda unutulan binler var. 3600’de yapılan haksızlıklar var. Evet, 3600 CHP’nin gayreti ile çıkmıştır. Ama burada haksızlıklar var. Çiftçinin borç faizlerinin silinmesi ile başlayabilirdik. Çiftçi perişan Erdoğan. Adamın traktörünü haczetmişsin. Yetmez ahırdaki öküzünü haczetmişsin. Çiftçiden üretim bekliyorsun…

Faizleri biz sileceğiz Erdoğan. Şurada 8, 9 ay var. Gel bi efelik yap, sen sil. Nasıl olsa sileceğiz. Biz sileceğiz. Gel çiftçinin, esnafın faizini sen sil. Yani milletin derdi yerine sansür yasası ile işe başlayan bir TBMM ile karşı karşıyayız. Bunu doğru bulmuyoruz.

Dün beyefendi TÜGVA’nın 5’inci Olağan Kongresi’nde konuşmuş. Ağzı zehir, dili öfke saçıyor. Ne demiş? ‘Gençler, şunu unutmayın biz varız bir de karşımızda malum düşmanlar var.’ Pes. Kim düşman Erdoğan, kim? AK Parti’ye oy vermeyen, seni tasvip etmeyen bunca insanı, yani Türkiye’nin yüzde 80’ini düşman ilan ettin, dün. Sen Türkiye Cumhuriyeti’nin öyle ya da böyle bir şekliyle Cumhurbaşkanısın. Yüzde 80’ini düşman ilan eden bir cumhurbaşkanı insanlık tarihinde, bir devlet başkanı, bir kabile reisi yoktur. Hitler, karşıtlarını düşman ilan etti mi bilmiyorum, etse etse Hitler etmiştir. ‘Dininizi ve kininizi unutmayın’dan, ‘bizden olmayan herkes düşman’ tavsiyesine geçtin. Gençleri önce kinini unutmaya davet etmiştin, şimdi herkesi ve hepimizi düşman gösteriyorsun. Bu nasıl bir kafa? Ne yapmak istiyorsun Erdoğan. Muhalefeti, senden olmayanları düşman ilan ederek ne yapmaya çalışıyorsun. Ben söyleyeyim. Hedef tutturamayınca düşman yaratıyorsun.

“Türkiye’nin önünde takoz oldun sen”

Türkiye’nin bir sorunu hatta en büyük sorunu var Erdoğan, o da sensin. Artık bu ülkenin sosyal hayatına, ekonomisine, kültürel yaşamına engel olma, takoz olma. Türkiye’nin önünde takoz oldun sen, takoz. Bir büyük itirafta bulunmuş. ‘Yolsuzlukların olmadığı, rüşvetin olmadığını, yoksulluğun Allah’ın izniyle olmayacağı bir Türkiye’yi biz hallederiz. Bunu biz yaparız. Şu an onun hazırlığı içindeyiz.’ Şok oldum. Sanırım 2002’den beri Türkiye’yi Bay Kemal yönetmiş, Erdoğan da ana muhalefet partisi lideri olarak şimdi yolsuzluğun, rüşvetin olmadığı bir Türkiye’yi kendisinin halledeceğini söylüyor. Tane tane anlat millete. Kınalı Malkara Otoyolu’nu bilinen bir firmaya resmi yazı ile oturup ihalesiz olarak; ‘Müzakere edin, mutabakat sağlayın’ diyor. Bu ne? 10 milyarlık iş. Burada yolsuzluk var mı yok mu? Türk Telekom meşhur hikaye… Şimdi bankalara talimatla Hariri’ye verdirttiğin krediyi devletin kasasından çıkardık. Hariri’nin borçlarını bankalara ödedin Erdoğan. Şimdi buradan çık de ki ‘Burada yolsuzluk yok, rüşvet yok’ de. De diyebiliyorsan.

Aile mensuplarının yöneticisi olduğu vakıflara kamudan aktarılan paraları açıklayarak başlayabilirsin mesela. Aile mensuplarının yönetici olduğu vakıflara kamudan ne kadar para aktarıldığını söyleyerek yolsuzluk ve rüşvetle mücadele etmeye başlayabilirsin. Hatta şunu da yapabilirsin; kamudan ihale alan şirketler bu vakıflara kaç lira bağış yapmış bunu da açıkla. Ve 128 milyar doları düşük kurla el altından, arka kapıdan birilerini zengin etmek yolsuzluk mudur değil midir? Bunun da hesabını gel millete ver. Ya Allah’tan korkun, her yer soyulabilir. Darphane soyulur mu Kani (Kani Beko) Bey? Darphane’de bandrol yolsuzluğunu Akif Hamzaçebi, ben defalarca konuştuk. Ya bir tane savcının gıdı çıkmadı. Meclis’e geldik, araştırma önergesi verdik; eller kalktı reddedildi. Meclis pisliği, yolsuzluğu aklama yerine dönüşüyor maalesef bunu üzülerek söylüyorum.”

“85 milyon Amerika’da Bay Kemal’in kimlerle, ne görüştüğünü, konuları bilecek”

Altay, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ABD ziyareti ile ilgili soruya Altay, şu yanıtı verdi:

“Erdoğan’dan sonra MHP’de de Bay Kemal paranoyasının, sendromunun başlamasından son derece memnunuz. Millet Masası’nın, Millet İttifakı’nın en geç 8 ay sonra Türkiye’nin yönetimine geleceğinin korkusu ve paniğinden ibarettir. Sayın Genel Başkanın Amerika ziyaretinin bütün detayları kamuoyu ve basınla paylaşılmıştır. Sayın Genel Başkan sadece Amerika ile kalmayacak; Amerika’dan sonra dünyanın farklı ülkelerine ziyaretler yapacak. Bizim ikinci yüzyıl vizyonumuz var. Biz ikinci yüzyılda Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandıracağız ana parametresinin altında başka hedeflerimiz de var. Bunlardan bir tanesi de Türkiye’yi teknik, teknolojik, bilimsel gelişmelerle entegre etmek. Dünyadaki gelişmeleri Türkiye’nin tribünden seyretmemesini istiyoruz… Sayın Genel Başkanımızın Amerika’da hiçbir Amerikan resmi yetkilisi ile görüşmeyeceğini aslında Semih Yalçın da biliyor Türkiye’deki herkes de biliyor. Sayın Genel Başkan’ın görüşmelerinin tümü fevkalade şeffaf olacak. 85 milyon Kemal Kılıçdaroğlu’nun yani Bay Kemal’in Amerika’da, kimlerle ne görüştüğünü, konuları bilecek. Amerika’da çok sayıda iyi yetişmiş profesör var, olağanüstü beyanlar var. Türkiye’den beyin göçü var. Onlarla da görüşecek. Arzumuz o ki bu beyin göçünü durdurmamız lazım. Onun için de Türkiye’nin orada da bir cazibe merkezi gibi algılanıyor olması lazım. Bunun yolunun da yeni bir iktidar ve kafa değişikliği ile sağlanacağı bir gerçektir.”

Altay, gelir vergisi dilimlerine ilişkin sorulan soruya şöyle yanıt verdi:

“Bildiğim kadarıyla AK Parti’de o konuda kafalar karışık. Yapalım diyen var yapmayalım diyen var. Kolayı var; Bay Kemal Amerika’dan dönünce Bay Kemal’e söyletiriz, onu da yaparlar İnşallah. İşin esprisi. Teknik olarak konuya tam hakim değilim. Bilmediğini bilen bir siyasetçiyim. Ama kamudan böyle bir talep varsa ki var biz de bu işin mezunu arkadaşlarla çalışma yaptırıyoruz. Torba kanuna bu işin getirilmesi noktasında biz CHP olarak üstümüze düşeni yaparız. Devlette para çok, yeter ki çalmasınlar, çırpmasınlar.”

AK Parti’nin torba teklifine ilişkin, “Ben İstanbul’dan az önce geldim. Arkadaşlarla biraz sonra bakacağız. Olumlu şeyler de var ama bir AK Parti klasiği ile karşı karşıyayız. Arkadaşların anlattığı kadarıyla yarım kilosu domuz eti yarım kilosu dana eti. Böyle bir torba gibi görünüyor.” diye değerlendirdi. (ANKA)

Çağrı Tasarım Kampanya

Buraya Dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir