Adanalı pazarcı: Biberin kilosu 10 lira; ‘5 tane tart, ne gelirse ver’ diyor müşteri

Adanalı pazarcı: Biberin kilosu 10 lira; ‘5 tane tart, ne gelirse ver’ diyor müşteri

CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, Adana’nın Kozan ilçesindeki Çarşamba Pazarı’nda esnafın ve vatandaşların sorunlarını dinledi. Bir pazarcı, “İşler kötünün kötüsü. Kim ‘iyi’ diyebilir buradaki? Hiçbir kuruş borcu olmayan arkadaşlarımızın alayının borcu var. Benim 1 lira borcum yoktu, benim borcum var. Ötesi yok yani. Vallahi çarkı döndürmeye çalışıyoruz. Sürekli boş, sürekli boş… Bu saatte pazarın adam kaynaması gerek, almıyor insanlar. Biberin kilosu 10 lira, ‘5 tane tart’ diyor. Ötesi var mı? Yok. Yani ‘5 tane tart, ne gelirse ver diyor’ müşteri. 10 liraya pahalı değil ama öyle yani. İş bozuk” dedi.

CHP’li Şevkin, Kozan ilçesindeki Şevkiye mahallesinde kurulan Çarşamba Pazarı’nda esnafla dertleşti. Şevkin, pazarcılara “İşler nasıl, geçinebiliyor musunuz” diye sordu. Bir pazarcı, Şevkin’e şöyle yanıt verdi:

“Milletin alım gücü yok. Her gün zam, zam. Bıktık artık zamlardan”

“Berbat, zamlardan dolayı berbat. Domatesi 10 liraya alıyoruz, 13 liraya satıyoruz. Milletin alım gücü yok. Her gün zam, zam… Bıktık artık zamlardan. İsyan bayrağı çekiyoruz gerçekten. 37 yaşındayım, kafayı yemek üzereyim zamlardan. Dört tane çocuğum var, dördü de okula gidiyor. Yani yapacak hiçbir şey yok. Gerçekten psikolojimiz bozuldu. Karı, koca çalışıyoruz. Arabamız buradan Adana’ya 700 lira yakıyor. 700 lirayı biz buradan kazanıyor muyuz? Asla. Sabahtan bu saate çok dursun 500 lira. Daha malın ana parası da var. Ana parayı toplayacaksın, ondan sonra kâr. Kızım, dershaneye gidemediği için LGS sınavından 211 aldı. Niye? Zamlardan dolayı gönderemiyoruz çocukları hiçbir yere. Gönderme şansımız yok, 10-15 bin lira bir dershane. Hangi çocuğumu göndereyim? Pandemiden dolayı okulları da zaten doğru düzgün olmadı. Evinde bilgisayarı olan internetten girdi. Olmayanlar ne yapacak? Evimde iki tane telefon var, çocuğun eline versen sen ne yapacaksın?”

“İşler kötünün kötüsü”

Bir başka pazarcı ise “İşler kötünün kötüsü. Kim ‘iyi’ diyebilir buradaki? Hiçbir kuruş borcu olmayan arkadaşlarımızın alayının borcu var. Benim 1 lira borcum yoktu, benim borcum var. Ötesi yok yani. Vallahi çarkı döndürmeye çalışıyoruz. Sürekli boş, sürekli boş… Bu saatte pazarın adam kaynaması gerek, almıyor insanlar. Biberin kilosu 10 lira, ‘5 tane tart’ diyor. Ötesi var mı? Yok. Yani ‘5 tane tart, ne gelirse ver’ diyor müşteri. 10 liraya pahalı değil ama öyle yani. İş bozuk.”

Bir diğer pazarcı da “Ben ameliyat oldum çalışamıyorum, ama maaş yok, bir şey yok. Zamları çok yüksek buluyoruz. Biz geçinemiyoruz. Köyden geliyorum” dedi.

“Hasta oğlumun maaşını kestiler”

Bir kadın ise “Kahveli köyünden geliyorum. Benim de bir hasta oğlum var. Danıştım, bir evde oturuyorum ama oğlumun malı ayrı, benim hiçbir şeyim yok. Çocuğumun maaşını kestiler. Onu da ne bileyim, ‘Araştıracağız’ dediler. Uğraştım ama bakım aylığı vermiyorlar bana. ‘Tapuda malın görünüyor’ diyorlar. Mal benim değil. Öteki ev de oğlanın. Benim üstüme ne mal var ne bir şey. Mal var ama öbür oğlanın. Bir evde duruyorum ama benim bir şeyim yok” diye konuştu. (ANKA)

 

Buraya Dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.