Abdurrahman Dilipak: Hani ehliyet ve liyakata dayalı görevlendirmeler yapacaktık

Abdurrahman Dilipak: Hani ehliyet ve liyakata dayalı görevlendirmeler yapacaktık

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, bugünkü yazısında, rüşvetin, faizden daha hafif bir felaket sebebi olmadığını belirterek “Peki nasıl oluyor da, topluma hizmet yemini ederek göreve gelen siyasiler, bürokratlar, insanların ufkunu aydınlatacak bilim adamları, Hakk’ın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, haykıran sesi olması gereken medya, insanlık için kendini feda etmekten söz eden ideologlar ve insanlara öğüt veren ve onları dünya hayatının cazibesine kanmaktan sakındırmaya ve ahirete çağıran cemaat önderleri, ah-i evran, yani evrensel kardeşlik ve halka hizmeti Hakka hizmet vesilesi gibi gören iş dünyasına mensup insanlar bu kadar kolay bu Şeytani oyuna kanabiliyorlar?” diye yazdı.

“Hani ehliyet ve liyakata dayalı görevlendirmeler yapacaktık, din ve devlet büyüklerini İlah ve Rab edinmeyecektik” diyen Dilipak “Tek ölçümüz ‘Hak’ olacaktı. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, Haklıdan yana haksıza karşı olacaktık” dedi.

Siyasetçiler ile cemaat arasındaki ilişkiyi eleştiren Dilipak şöyle devam etti:

“Abinin selamı, emir gibidir.

Ne yani, kendi dava arkadaşını değil de, rakiplerine mi kapı aralayacak!

Bunu bir kez daha yapınca, akraba, hemşehri, asker arkadaşı, top oynadığı takım arkadaşına kadar düşer bu iş.

Siyasiler de böyle davranır. Cemaat yapıları da.

Kedi yavrusunu yemeye karar vermişse artık onu fareye benzetir.

Hocaefendi’nin oğlu, damadı, kayın biraderi, önce zekat der, sonra hayır, sonra hizmet ve zaten o da okuyup, üflemekle kalmaz, makam sahibinden ricada bulunur.

Kalkancı tarikatı nasıl bir şeydi sahi. İşin içinde Captagon da vardı. Siyaset de karışmıştı.

Zaten birilerinin o makama yükselmesi için siyasetçi oy icabı dergahtan destek almıştı, o bürokrat da oraya dergahın himmeti ile o siyasinin tavassutu ile yerleşmişti, şimdi bürokratın hizmet için borcunu ödemesi gerekir ki, ‘himmet’ devam etsindi!.

‘Al gülüm-ver gülüm’ zaten herkes memnun bu işten. Ne güzel, siyaset arkanda fetvan da var, bürokrat da işi kitabına, mevzuatına uydurmuşsa ne gam! Nasıl olsa her şey dava için, bu işler böyle gelmiş böyle gider. “

Yazının tamamını okumak için

Buraya Dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.